Asliye Ceza Mahkemesi ve Görevi

12 min reading time

Asliye Ceza Mahkemesi ve Görevi

Kanun, Ceza Kanununda yer alan 22 kategori suç oluşturan hukukaaykırı içeriğin sosyal ağlardan çıkarılmasını düzenlemektedir\. Oyun kütüphanemizi düzenli olarak güncelliyor, en yenilikçi oyunları sunuyoruz. sweet bonanza\. Ancak bu içerikçıkarma işlemi tamamen sosyal ağ sağlayıcıların yetkisine bırakılmıştır. İnternet, modern demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmaküzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir değeresahip bulunmaktadır. Sosyal medya, medya içeriğini oluşturmak, yayınlamak veyorumlamak şeklinde bireysel katılıma imkan veren şeffaf ve karşılıklı iletişimkurulan bir platform şeklindeki medya kanalıdır. İnternetin sağladığı sosyalmedya zemini kişilerin bilgi ve düşüncelerini açıklama, karşılıklı paylaşma veyaymaları için vazgeçilmez niteliktedir. Bu nedenle sadece düşünceyiaçıklamanın değil, aynı zamanda bilginin elde edilmesi açısından günümüzde enetkili ve yaygın yöntemlerden biri haline gelen sosyal medya araçları konusundayapılacak düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassasdavranmaları gerektiği açıktır. Maddesinde “Herkes, dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Söz konusu madde kapsamında teşebbüs özgürlüğügüvence altına alınmıştır. Bu hakka yönelik müdahalelerin de kanunlaöngörülmesi zorunludur. Ne var ki, yukarıda açıklanan belirsizlik bu hakbakımından da kanunla müdahale ilkesine aykırılık oluşturmaktadır ve kural bunedenle Anayasanın 48.

Dersin başlıca konularını ise; haksız rekabet hukukunun ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi, haksız rekabetin oluşması için gerekli şartlar, özel olarak haksız rekabet hali olarak sayılan durumlar ile haksız rekabete dayalı hukuki taleplerin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu dersin amacı; bir araştırma ve uygulama alanı olarak adli psikolojinin tanıtılması, DSM-5’e gore kisilik bozukluklari, duygudurum bozukluklari ile suç ilişkisinin incelenmesi, isnat (kusur) yetenegi ile fiil ehliyeti düzenlemelerinin anlaşılmasıdır. Bu ders, psikoloji alanındaki araştırma sonuclarinin ve kuramsal aciklamalarin yasal süreci nasıl bilgilendirdiğini göstererek psikoloji ve hukuk arasındaki ilişkinin anlaşılmasını sağlamak üzere planlanmıştır. Başlıklar; ceza adalet sistemi, suç ve suçluluk, DSM-5’e gore kisilik bozukluklari ve duygudurum bozukluklari, onarici adalet sistemi, mahkemelerin işleyiş biçimi, cocuk suclulugu, çocuk ifadelerinin guvenilirligi, kriter bazli ifade analizi, adli psikologların adalet sistemi içindeki rol ve işlevleri konularını içermektedir. Türkiye’de Seçim Hukuku dersinde öncelikli olarak seçim kavramı ve seçimlere ilişkin anayasal ilkeler ele alınacaktır. Akabinde kısaca seçim sistemlerine eğilinecek, Türkiye’de güncel seçim sistemi tartışmalarına yer verilecektir. Milletvekili seçimleri, Cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçimler ve diğer seçimlerin esasları ve uygulaması eleştirel bir perspektifle ortaya konulacaktır. Seçimlerin idaresi ve denetiminden sorumlu Yüksek Seçim Kurulu’na ve Seçim Kurullarına, ilişkili mevzuat çerçevesinde ve mevzuattaki değişimlere de dikkat çekilerek yer verilecektir. Dersin önemli bir bölümü seçimlerin denetimiyle seçim uyuşmazlıklarına, seçim uyuşmazlıklarına ilişkin önemli YSK Kararları ile seçim hukukunu ilgilendiren Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının analizine hasredilecektir. Bu ders, AB’nin hem kurumsal yapısının yasal dayanaklarının genel analizini, hem kendine özgü hukuk sistemini hem de rekabet politikası da dahil olmak üzere iç pazarının temel unsurlarını ele almaktadır. İç Pazar düzenlemelerinin oluşturulması ve işleyişi, İç Pazar yapısını tamamlayacak şekilde rekabet hukuku ilkelerinin altında yatan temel ilkeler, AB’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın ve ABAD’ın malların, kişilerin, hizmetlerin (ve çok daha fazlasının serbest dolaşımı) ve rekabet hukukuna ilişkin temel içtihadı incelenecektir. AB-Türkiye Gümrük Birliği ve taraflar arasındaki ilişkileri yöneten yasal metinlere özel vurgu yapılmak suretiyle, AB’nin ortak ticaret politikası ortaya konulacaktır.

Maddesinde yer alanerişimin engellenmesi tedbiri keyfi müdahalelere karşı hiçbir güvenceiçermemektedir. Erişimin engellenmesi talebi konusunda sulh cezahakimliklerinin 24 saat içinde karar vermesi gerekmektedir ve bu sürece içeriksahiplerinin katılımı mümkün değildir. Bu kapsamda içerik sahipleri kararınverilmesi aşamasında iddia ve savunmalarını ileri süremedikleri gibi sonrasındada itirazları hiçbir şekilde dikkate alınmamaktadır. Dolayısıyla yüz binlerceiçerik, sahiplerinin haberi dahi olmaksızın saatler içerisinde, çelişmeli biryargılama yapılmaksızın verilmiş kararlarla sonsuza kadar erişime engellenmekteya da içerik çıkarılmaktadır. Bir kimsenin kişilik haklarını ihlal edcek şekilde video, resim, haber, yorum vb. Içeriklerin internet ortamında paylaşılması halinde, kişilik hakkı ihlal edilen kişi içeriğin çıkarılmasını veya erişimin engellenmesini isteyebilir (5651 sayılı Kanun m.9/1). Kişilik haklarının ihlali, hukuken bireye karşı işlenen bir “haksız fiil” olarak kabul edilmektedir. Kişilik haklarına yapılan her saldırı bir haksız fiildir, ancak her haksız fiil suç teşkil etmez. Suç teşkil etmese bile internet yayını üzerinden yapılan her türlü kişilik hakkı ihlali nedeniyle erişimin engellenmesi kararı verilebilir. Örneğin, bir kimsenin çevresine zararlı ve kötü bir insan olduğu, borçlarını ödemediği, yalan söylediği şeklinde internet üzerinden yapılan bir yorum, kişilik haklarının açık bir şekilde ihlali niteliğinde olup hak ihlaline uğrayan kişi ilgili yorumun kaldırılması ve erişimin engellenmesi talebinde bulunabilir. İçeriğin çıkarılması işleminin uygulanabilmesi için 8.

  • Yasanın yürürlüğe girdiği günden bu yana sulh ceza hakimlikleritedbirlerden hangisine karar verdiklerini bile belirtmeden yasada yazıldığışekilde “içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine” kararvermektedirler.
  • Kural, muhataplara öncelikle söz konusu iletişimadreslerini belirli aralıklarla kontrol etme yükümlülüğü yüklemektedir.
  • (4) Disiplin kurullarının yetkisine giren birliklerde bu Kanunda yazılı nitelikte başkan ve üye yoksa veya mevcut olanların görevlerini yapmalarına kanuni engeller bulunursa, uygun nitelikte başkan ve üyelerin seçimi ve görevlendirmesi için en yakın kıta komutanı veya askeri kurum amirine başvurulur.

Asliye ceza mahkemesinde görülen bazı davalarda avukat tutma zorunluluğu olmamasına rağmen, yargılamaların bir ceza avukatı vasıtasıyla takip edilmesi hak kayıplarını önleyecektir. Ceza davası yargılaması neticesinde verilen aşağıdaki kararlarla ilgili istinaf yoluna gidilemez, bu kararlar kesin hüküm niteliğindedir. Türkiye’de idari birimler dikkate alınarak mahkemelerin kuruluşu gerçekleştirilse de ihtiyaç ve yerel koşullara göre mahkemelerin nasıl kurulacağı belirlenir. Kural olarak asliye ceza mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından kurulur. İdari işlemin iptali davaları hakkında daha detaylı bilgi alabilmek için “İdari İşlemlere İtiraz ve İptal Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz. İdari para cezalarına itiraz, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. Maddesi gereğince aksine bir düzenleme bulunmadıkça genel itiraz yolu ile yapılmaktadır. (5) Üst Kurul müşaviri ve uzman denetçi kadrosunda bulunanlar, Üst Kurulda Başkan tarafından uygun görülen birim ve işlerde görevlendirilirler.

Verilecek ceza değişiklik öncesinde “on bin TürkLirasından yüz bin Türk Lirasına kadar” şeklinde iken yapılan değişikliklecezanın miktarı yüz bin Türk lirasından bir milyon Türk lirasına” kadar şeklindeöngörülmüştür. Yani getirilen değişiklikle uygulanacak idari para cezasının altve üst sınırının miktarı on kat artırılmıştır. Bu şekilde hukukibelirliliği ortadan kaldıran kural hukuki güvenlik ilkesini de zedelemektedir.Bu nedenle kural Anayasanın 2. Trafik idari para cezasıyla birlikte aracın trafikten men edilmesine de karar verilmişse,  yetkili mahkeme, kararı veren polis amirliğinin bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi olacaktır. Başka bir ifadeyle, bu gibi durumlarda hem idari para cezasının hem de trafikten men cezasının iptali için İdari Mahkeme yetkili kabul edilmiştir. İtiraz süresi ise, genel süreden farklı olarak kararın tebliğ tarihinden itibaren 60 gündür.

Maddesinin (1)numaralı fıkrasında belirtilen suçları işlediğinin kesin olarak kabul edildiğianlamına gelmemektedir. Bu itibarla kuralların masumiyet karinesini ihlal edenbir yönü bulunmamaktadır. Maddeninuygulanması bağlamında sulh ceza hâkimliklerinin çelişmeli bir yargılama yapmadan,gecikilmeksizin ve hızlıca bertaraf edilme ihtiyacını ortaya koyamadan sonucavardıklarının anlaşıldığı ve çatışan haklar arasında adil bir denge gözetimininsağlanmasına ilişkin bir yaklaşımın tespit edilemediği vurgulanmıştır. Gelişen, büyüyen, çeşitlenen ve çoğalan toplumsalgereksinimleri yerinde, zamanında ve etkin bir biçimde karşılayabilmek içinidareye değişik alanlarda yaptırım uygulama yetkileri tanınmasınınsonuçlarından biri olan idari para cezaları, kabahat sayılan eyleminişlenmesini önlemeye yönelik hem caydırıcılık fonksiyonu görmekte hem dekamusal zararın giderilmesini sağlamaktadır. Bu çerçevede yer sağlayıcılarayükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde yüz bin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanmasına imkân tanınmaması suretiyleöngörülen caydırıcılığın, yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlama amacınaulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez. Yukarıda üçüncü fıkraya ilişkin açıklamalarda getirilenşikayetleri inceleme yükümlülüğünün anayasaya ve uluslararası insan haklarıhukukuna aykırı olduğu ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Söz konusu Anayasayaaykırılık, yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırımaçısından da geçerlidir. Aynı şekilde dördüncü fıkrada belirtilen raporlamayükümlülüğünün anayasaya aykırı olduğu, birinci ve ikinci fıkralarla bağlantılıolduğu ve anayasaya aykırı olduğu açıklanmıştır. Dolayısıyla söz konusuyükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırım da aynıgerekçelerle Anayasaya aykırıdır. Özellikle böyle bir Kanun hükmü sosyal ağ sağlayıcıları üzerindebir baskı kurarak içerik değerlendirmelerini etkileyebilecek ve sansüruygulamalarına sebebiyet verebilecektir.

Dolayısıyla bu özel şirketler aleyhine ancak hukuk davasıaçabilirler ki bu da uzun yargılama süreleri ve yüksek dava masraflarınakatlanma zorunluluğu anlamına gelmektedir ki böyle bir düzenlemenin çatışanhaklar arasında hassas bir denge gözettiği söylenemez. Ve 9/A maddelerinde kişilik haklarının ve özelhayat hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişiler için bu haklarına yönelikihlalin kaldırılmasını isteyebilecekleri hızlı hak arama mekanizmalarıöngörülmüştür. Madde iledoğrudan sosyal ağ sağlayıcılara başvuru olanağı tanınmaktadır. Maddenin birinci ve ikinci fıkraları araç amaç bağlantısınınkurulmamış olması, tek bir özel hukuk kişisinin yükümlülüğünü yerinegetirmemesi sebebiyle tüm toplumun cezalandırılmasını öngördüğünden Anayasa’nın2., 13., 22., 26., 27., 28., 35. Maddeye ilişkin yapılan açıklamalardadeğinildiği gibi ne zaman içeriğin çıkarılmasına karar verileceği, ne zaman iseerişimin engelleneceği konusunda da herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Bubelirsizlik öngörülemezliğe ve keyfiliğe neden olduğu gibi aynı zamanda ölçüsüzmüdahalelere de olanak tanımaktadır. Maddenin koruması kapsamına tüzel kişiler vekurumlar da dahil edilmiştir. Tüzel kişilerin, özellikle de kamu tüzelkişilerinin kişilik haklarından yararlanıp yararlanmayacağı ya da hangihaklardan ne şekilde ve hangi ölçüde yararlanacağı konusunda da bir açıklıkbulunmamaktadır. Uygulamada kamu tüzel kişileri sadece haberde adı geçtiğigerekçesiyle erişim engelleme talep edebilmekte ve bu talepler kabuledilmektedir. Devletlerin kendi hakimiyet sınırlar içinde egemenlik hakkınasahip olmalarının gereği olarak, kanunlarını bu sınırlar içinde uygulamalarıittifakla benimsenen bir husustur. Zira her bağımsız devletin kendi yargıyetkisinin sınırlarını oluşturma ve kendi ceza yargısının ilkelerini belirlemeyetkisini elinde bulundurduğu kabul edilmektedir. Bu bakımından, uluslararasıhukukta kabul görmüş genel ilkelere göre hareket etmekle birlikte, devletlerinkendi ceza yargısı alanını oluşturması tabidir.